İNCİRLİK - URLA ÜSSÜ VE TÜRKİYE CEPHESİ - Neval KAVCAR
Ortadoğu bir kıvılcıma bakar hale geldi. Ne Amerika ne İran geri çekiliyor.
Dünya hakimiyeti yolunda şimdiye kadar önüne dişe dokunur rakip çıkmayan ABD ,
İran’a temkinli ve donanımlı yaklaşmayı seçmiş görünüyor.
Rusya bu savaşın olmasını kesinlikle istemiyor. ABD nin örtülü, örtüsüz İran’a saldırmasının olumsuz yansımasını bölge ile birlikte uzun yıllar birlikte çekeceğinin farkında. . Bu sebepten diplomatik yolları sonuna kadar zorlayıp netice almayı umuyor. İran’a yaptırıma ise sıcak bakmadığını duyurdu :
“Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Moskova'da yaptığı basın toplantısında, İran'a yaptıkları ve herkesin uzlaşabileceği önerinin halâ masada olduğunu belirtti.”
“Almanya Dışişleri Bakan Yardımcısı Gernot Erler, dün Londra'da biraraya gelen BM Güvenlik Konseyi'nin daimi üyeleri ABD, İngiltere, Fransa, Rusya ve Çin'in, Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu'nun 2 Şubat'ta toplanması konusunda anlaştığını duyurdu.”
Ortadoğunun düğümü 2 şubatta çözülür mü göreceğiz. İngiltere’nin , ABD yi destekleyeceği açıktır. Rusya, Çin ve Fransa bir araya gelmeyi başarabilirse , ABD İran’a saldırı için başka yol bulmak zorunda kalacaktır.
24 Ocak 1946 da alınan ilk kararda :“atom enerjisinin barışcı kullanımı ve atom bombası ile öteki kitlesel imha silahlarının yasaklanması” idi. Bugün görüyoruz ki “kitle imha silahları” sanki bu beş devletin dışındakilere yasaktır.
“Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın idare kurulu, 2-3 Şubat’ta İran için toplanacak. 35 üyeli kurulda çoğunluk esasına göre yapılacak oylamada, kuşkulu nükleer faaliyetlerinden dolayı İran’ın Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne sevkedilmesı bekleniyor”
(Alınan tüm önlemlere karşın barışçıl yollardan çözümlenememesi durumunda Güvenlik Konseyi Antlaşma'nın VII. Bölümü'nün kendisine verdiği yetkileri kullanarak silahlı güç kullanımı ya da yaptırımlara da başvurabilir.) Güvenlik konseyinin daimi üyelerinden Rusya ve Çin’in “silahlı güç kullanımı ya da yaptırımlara” başvurulmasına sıcak bakmayacakları kesindir. İran buna mı güvenmektedir bilinmez.
Bu gelişmeler yaşanırken, İran sekiz ay önce durdurduğu nükleer faaliyetini, Viyana’da ki toplantı sürerken “başladığını” duyurdu.
Amerika-İsrail ikilisinin her şekilde İran’a saldırma hazırlıkları ise tüm hızı ile sürmektedir. Türkiye’yi bütünüyle cephe haline getirme faaliyetleri ise aleni sürmektedir. İncirlik üssünün tamamen ABD kontrolüne verildiğini basından öğreniyoruz. NATO üssünü sadece ABD’nin kontrolüne, bakanlar kurulu kararı ile vermek “İkili Anlaşmalar” kapsamında sayılabilir mi?
Görülen o ki ABD İncirlik ile yetinmemiş Türkiye’yi ateşe atacak tüm projeleri devreye sokmaya başlamıştır. Yaklaşık bir yıl öncesinden başlayan Urla civarında ki hareketliliğin manası burada yeni bir üs oluşturuluyor yolunda idi. NATO Kamu Diplomasisi Daire Başkanı STEFANİE BABST’ın ifade ettiği gibi:
“NATO’nun yeni güvenlik misyonu ABD’nin Büyük Ortadoğu Planı’nı içeriyor ve bu paralelde Belçika dışında burada Türkiye’de ikinci üsse ihtiyacımız var. İzmir’in üs olmasını istiyoruz. NATO Büyük Ortadoğu ile ilişkilerini düzenlemek için Türkiye’de İzmir’i merkez olarak kullanmalıdır.”
NATO’nun ve Amerikan’ın amacı ile birebir örtüşür hale gelmiştir. “Kuzey Atlantik Antlaşması- NATO” :
“KUZEY ATLANTİK ANTLAŞMASI (NATO)
Washington DC, 4 Nisan 1949
..........Kuzey Atlantik bölgesinde istikrar ve refahın geliştirilmesini amaçlarlar. Toplu savunma ve barış ile güvenliğin korunması için çabalarını birleştirmekte kararlıdırlar. Bundan dolayı bu Kuzey Atlantik Antlaşması'nı kabul etmişlerdir”
Dünya Barışını korumak için kurulduğu izlenimi veren NATO nun hedefi bugün “Amerikan Yüzyılını” gerçekleşmeye dönmüştür. İran’a askeri müdahaleyi kesin bir dille reddeden , NATO niçin Urla’da üs çalışmalarına başlamıştır?
NATO nun daire başkanının dediği gibi istedikleri 2. üs için İzmir niçin seçilmiştir?
İran’a yapılacak saldırıda , İran füzelerinin menzili dışında olduğu için mi Urla mekan tutulmuştur? İran saldırısına yetişeceği şüpheli görünsede uzun vadede de binlerce askeri personelin Urla üssünde masa başı görev yapmayacakları ortadadır.
Urla’da yapılanmaya başlayan bu üs sadece Genişletilmiş Orta Doğunun Güvenliğini sağlamak için mi kurulmaktadır ? Başka gayesi yok mudur?
Irak Harekatının Türkiye için yapıldığına inandığımı daha önce belirtmiştim. Şimdide İran harekatına hazırlanıyorcasına ülkemiz mi kuşatılmaktadır. İncirlik bizi kontrol altında tutmaya yetmeyeceği için ikinci üs mü gerekmektedir.
NATO üyeleri bir araya gelerek oluşumun fonksiyonunu tekrar görüşmeli ve sona erdirilmelidir. Ülkelerin silahlı kuvvetlerinin, Amerika’nın jandarmalığına soyunduğu NATO kuruluş amacının dışına çoktan çıkmıştır.
Ve ; 15 Mayıs 1919 dan sonra İzmir’imize ikinci düşman ayağının basması kabul edilemezdir.
Amerika ve İsrail’in Ortadoğu’yu kana bulama planlarına alet olmayı hedef olarak seçmeyi kabul etmiyoruz.
Türkiye’yi adım adım cephe haline getiren gelişmelerle , bize ait olmayan savaşın içine doğru sürüklendiğimiz gerçeği ortadadır.
Bu kirli savaşın ne cephesi ne de kurşunu olmayı Türk Milleti istememektedir.
3 Şubat 2006
Rusya bu savaşın olmasını kesinlikle istemiyor. ABD nin örtülü, örtüsüz İran’a saldırmasının olumsuz yansımasını bölge ile birlikte uzun yıllar birlikte çekeceğinin farkında. . Bu sebepten diplomatik yolları sonuna kadar zorlayıp netice almayı umuyor. İran’a yaptırıma ise sıcak bakmadığını duyurdu :
“Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Moskova'da yaptığı basın toplantısında, İran'a yaptıkları ve herkesin uzlaşabileceği önerinin halâ masada olduğunu belirtti.”
“Almanya Dışişleri Bakan Yardımcısı Gernot Erler, dün Londra'da biraraya gelen BM Güvenlik Konseyi'nin daimi üyeleri ABD, İngiltere, Fransa, Rusya ve Çin'in, Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu'nun 2 Şubat'ta toplanması konusunda anlaştığını duyurdu.”
Ortadoğunun düğümü 2 şubatta çözülür mü göreceğiz. İngiltere’nin , ABD yi destekleyeceği açıktır. Rusya, Çin ve Fransa bir araya gelmeyi başarabilirse , ABD İran’a saldırı için başka yol bulmak zorunda kalacaktır.
24 Ocak 1946 da alınan ilk kararda :“atom enerjisinin barışcı kullanımı ve atom bombası ile öteki kitlesel imha silahlarının yasaklanması” idi. Bugün görüyoruz ki “kitle imha silahları” sanki bu beş devletin dışındakilere yasaktır.
“Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın idare kurulu, 2-3 Şubat’ta İran için toplanacak. 35 üyeli kurulda çoğunluk esasına göre yapılacak oylamada, kuşkulu nükleer faaliyetlerinden dolayı İran’ın Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne sevkedilmesı bekleniyor”
(Alınan tüm önlemlere karşın barışçıl yollardan çözümlenememesi durumunda Güvenlik Konseyi Antlaşma'nın VII. Bölümü'nün kendisine verdiği yetkileri kullanarak silahlı güç kullanımı ya da yaptırımlara da başvurabilir.) Güvenlik konseyinin daimi üyelerinden Rusya ve Çin’in “silahlı güç kullanımı ya da yaptırımlara” başvurulmasına sıcak bakmayacakları kesindir. İran buna mı güvenmektedir bilinmez.
Bu gelişmeler yaşanırken, İran sekiz ay önce durdurduğu nükleer faaliyetini, Viyana’da ki toplantı sürerken “başladığını” duyurdu.
Amerika-İsrail ikilisinin her şekilde İran’a saldırma hazırlıkları ise tüm hızı ile sürmektedir. Türkiye’yi bütünüyle cephe haline getirme faaliyetleri ise aleni sürmektedir. İncirlik üssünün tamamen ABD kontrolüne verildiğini basından öğreniyoruz. NATO üssünü sadece ABD’nin kontrolüne, bakanlar kurulu kararı ile vermek “İkili Anlaşmalar” kapsamında sayılabilir mi?
Görülen o ki ABD İncirlik ile yetinmemiş Türkiye’yi ateşe atacak tüm projeleri devreye sokmaya başlamıştır. Yaklaşık bir yıl öncesinden başlayan Urla civarında ki hareketliliğin manası burada yeni bir üs oluşturuluyor yolunda idi. NATO Kamu Diplomasisi Daire Başkanı STEFANİE BABST’ın ifade ettiği gibi:
“NATO’nun yeni güvenlik misyonu ABD’nin Büyük Ortadoğu Planı’nı içeriyor ve bu paralelde Belçika dışında burada Türkiye’de ikinci üsse ihtiyacımız var. İzmir’in üs olmasını istiyoruz. NATO Büyük Ortadoğu ile ilişkilerini düzenlemek için Türkiye’de İzmir’i merkez olarak kullanmalıdır.”
NATO’nun ve Amerikan’ın amacı ile birebir örtüşür hale gelmiştir. “Kuzey Atlantik Antlaşması- NATO” :
“KUZEY ATLANTİK ANTLAŞMASI (NATO)
Washington DC, 4 Nisan 1949
..........Kuzey Atlantik bölgesinde istikrar ve refahın geliştirilmesini amaçlarlar. Toplu savunma ve barış ile güvenliğin korunması için çabalarını birleştirmekte kararlıdırlar. Bundan dolayı bu Kuzey Atlantik Antlaşması'nı kabul etmişlerdir”
Dünya Barışını korumak için kurulduğu izlenimi veren NATO nun hedefi bugün “Amerikan Yüzyılını” gerçekleşmeye dönmüştür. İran’a askeri müdahaleyi kesin bir dille reddeden , NATO niçin Urla’da üs çalışmalarına başlamıştır?
NATO nun daire başkanının dediği gibi istedikleri 2. üs için İzmir niçin seçilmiştir?
İran’a yapılacak saldırıda , İran füzelerinin menzili dışında olduğu için mi Urla mekan tutulmuştur? İran saldırısına yetişeceği şüpheli görünsede uzun vadede de binlerce askeri personelin Urla üssünde masa başı görev yapmayacakları ortadadır.
Urla’da yapılanmaya başlayan bu üs sadece Genişletilmiş Orta Doğunun Güvenliğini sağlamak için mi kurulmaktadır ? Başka gayesi yok mudur?
Irak Harekatının Türkiye için yapıldığına inandığımı daha önce belirtmiştim. Şimdide İran harekatına hazırlanıyorcasına ülkemiz mi kuşatılmaktadır. İncirlik bizi kontrol altında tutmaya yetmeyeceği için ikinci üs mü gerekmektedir.
NATO üyeleri bir araya gelerek oluşumun fonksiyonunu tekrar görüşmeli ve sona erdirilmelidir. Ülkelerin silahlı kuvvetlerinin, Amerika’nın jandarmalığına soyunduğu NATO kuruluş amacının dışına çoktan çıkmıştır.
Ve ; 15 Mayıs 1919 dan sonra İzmir’imize ikinci düşman ayağının basması kabul edilemezdir.
Amerika ve İsrail’in Ortadoğu’yu kana bulama planlarına alet olmayı hedef olarak seçmeyi kabul etmiyoruz.
Türkiye’yi adım adım cephe haline getiren gelişmelerle , bize ait olmayan savaşın içine doğru sürüklendiğimiz gerçeği ortadadır.
Bu kirli savaşın ne cephesi ne de kurşunu olmayı Türk Milleti istememektedir.
3 Şubat 2006
Arkadaşına Gönder!