
İŞTE CUMHURİYET GAZETESİ'NDEN HİKMET ÇETİNKAYA, ORAL ÇALIŞLAR'IN BÜLENT ECEVİT İLE YAPTIĞI RÖPORTAJ:
Ecevit,
görüşmemiz sırasında Kenan Evren 'in anılarını hatırlattı ve Evren'in
anılarındaki şu değerlendirmelere dikkat çekti: ''Kontrgerilla
dedikleri, 1952 yılında kurulmuş. Özel Harp Dairesi teşkilatı düşman
işgali karşısında yürütülecek gayri nizami harple iştigal eden bir
kuruluştu. Kontrgerilla tabiri sonradan uydurulmuş bir tabir olup
Silahlı Kuvvetler'i yıpratmak için ele alınmıştır. Demirel, Özel Harp
Dairesi'ndeki personeli teröristlerle mücadelede kullanmamızı ve
onlarla çete savaşı yaparak öldürmelerini, vaktiyle de bu teşkilatın
böyle kullanılmış olduğunu söyledi. 1971 sıkıyönetim dönemindeki
Kızıldere olayında kullanılan personeli kastediyordu. Bu hal tarzına
şiddetle karşı çıktım, Genelkurmay Başkanı olduktan sonra bu daireyi
esas görevine yönelttiğimi, tekrar kontrgerilla söylentileri
istemediğimi söyledim."
1 Mayıs 1977'deki olayları Özel Harp
Dairesi'nin sivil uzantısının provoke etmiş olabileceğini düşünüyordum.
Başbakan Demirel, Cumhurbaşkanı'na sunduğum raporu ciddiye almadı. Özel
Harp Dairesi'ne bağlı sivil örgütle ilgili kuşkularımı da önemsemedi. O
yüzden de kamuoyunu bilgilendirdim. Demirel'den mektup aldığımda şöyle
düşündüm: Mektup göndereceğine önlemini alsaydı. Benim o gün radyodan
seçim konuşmam vardı. Konuşmamda halkı mektuptan haberdar ettim ve
onların alana gelmemesini, Rahşan Hanım'la birlikte ikimizin gideceğini
söyledim. Halk dinlemedi, müthiş bir kalabalık toplandı ve mitingi
yaptık. Böyle durumlarda insanın aklına korku gelmiyor. Bu, savaşa
benziyor biliyor musunuz? Tehlikeyi düşünmeden görevinizi yapıyorsunuz.
Özel Harp Dairesi konusunu ilk ben gündeme getirdim. Ondan rahatsız
olan bir tek ben vardım. Demirel hiçbir zaman bir rahatsızlık ifade
etmedi. Bütün bu olayların nereden kaynaklandığını, neden bu şekle
dönüştüğünü şimdi düşündüğümüz zaman şöyle yorumluyorum: Biz iktidara
geldiğimizde 1974 yılında ABD haşhaş yasağı istiyordu. Bu konuda ağır
bir baskı gördüğümüzü söyleyebilirim. ''Derin devlet'' Türkiye'de var,
bunu birçok konuşmamda söyledim. Maalesef devletin şeffaflaşması
sağlanamadı. Tabii bütün bu olayların arkasında başka devletler de var.
Öcalan'ı ABD bize neden verdi?
ABD'lilerin
Öcalan 'ı bize teslim edeceğini, onların istihbarat örgütlerinin bizim
istihbarat örgütüne söylemesiyle öğrenmiştim. ''Bu duyulursa, operasyon
yatar'' demişlerdi. Ben de bunu kimseye söylemedim. Öcalan, Kenya'dan
getirilirken her aşamada bana bilgi verdiler. Ben hiç ayrıntı sormadım,
onlar bir şey söylerse haberim oluyordu. Öcalan'ın teslim edilmesi
neyin sonucuydu? ABD bunu neden yapmıştı, hiçbir zaman öğrenemedim.
ABD, demokratik bir ülke. İçinde çok değişik güç odakları bulunuyor.
Bir olayı bir güç yapabilir, diğeri onu beğenmeyebilir.
'Darbelerde ABD parmağı var'
Örneğin
Türkiye'deki askeri darbelerde ABD'nin devlet olarak ne kadar parmağı
var, bilemem. Devlet bütünüyle bunun arkasında mı, onu da bilemem.
Kıbrıs'taki Barış Harekâtı sırasında da ABD ile aramızda sorun oldu.
Biz Londra'ya gitmiştik, o sırada Kıbrıs'ta gerçekleştirilen Nikos
Sampson darbesine karşı ne yapacağımızı iki garantör devlet olarak
konuşuyorduk. Amacımız, müdahaleye İngilizleri ikna etmekti. Bu arada
İngilizler sık sık çıkıp giriyorlardı. Sonunda ABD yetkilileri ile
görüştüklerini söylediler. ABD'lilerin de bu görüşmelere katılmak
istediklerini aktardılar. ''Hayır, biz garantör devletler olarak
konuşuyoruz, onlarla ayrıca bu konuyu tartışabiliriz'' cevabını verdik.
ABD'yle Kıbrıs konusu daha sonra hep büyük bir sorun olarak kaldı.
Türkiye'deki iç çatışmalarda, darbelerde ABD'nin ne kadar rolü olduğunu
tam olarak bilmek mümkün değil. Ancak ABD içindeki bazı güçlerin rolü
olduğunu düşünüyorum.
HABERTÜRK