Diyarbakır Valisi Efkan ÂLÂ'nın Atatürk Posteri fobisi!..
Cumhuriyet Bayramı’nda Atatürk posterlerini taşıyan gençlere, "Vali
Bey’in emridir, bu posterleri indireceksiniz!.."diye posterlerin
indirilmesi için gençlere tehditle karışık yoğun baskı uygulanmış ve
ADD Şube başkanı aleyhinde tazminat davası açılmıştı.
|
|
Diyarbakır’da,
2005 yılı Cumhuriyet Bayramı’nda bir grup ADD üyesi genç Atatürk
posterleriyle bayramın kutlandığı alanda yerlerini alıyor.
Bayram halkın yoğun katılımıyla da büyük bir coşku içinde geçiyor. Bu sırada beklenmedik, yürekleri kanatan bir olay gelişiyor.
Birkaç polis memuru Atatürk posterlerini taşıyan gençlerin yanına yaklaşarak, "Vali Bey’in(Diyarbakır Valisi Ekan ÂLÂ) emridir, bu posterleri indireceksiniz!.." diye posterlerin indirilmesi için gençlere tehditle karışık yoğun baskı uyguluyor.
Gençler büyük bir şaşkınlık içinde, itişmeye-çekişmeye neden olmamak için Atatürk posterlerini indirmek zorunda bırakılıyor.
Bu durumu haber alan ADD Şube Başkanı Dr. Rıza GÜL üzüntülerini dile
getirerek olayı kınayan ve protesto eden bir basın açıklaması yapıyor.
Bir suç duyurusu olması gereken bu basın açıklaması karşısında, Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet’in Cumhuriyet Savcıları susuyorlar.
Bu suskunluktan kendisine pay çıkaran Diyarbakır Valisi Efkan ÂLÂ;
Avrupa’dan uçağa binerken “Kürdistan’a gidiyorum” diyen AB Parlamento
Başkanı Joseph BORELL’i makamında ağırlayarak halılar-kilimler sunan
validir(!).
Aynı Âlâ Vali 2005 Nevruz’unda Diyarbakır’a gelip “Biji Apo” diye bağıran PKK bayrakları sallayan Norveçli, Danimarkalı turistleri de makamında ağırlamıştır.
Vali, ADD'yi susturmak ve bastırmak için, ADD Şube Başkanı hakkında 12 Milyarlık manevi tazminat davası açıyor!..
82
yıllık Cumhuriyet tarihimizin bu ilk ibretlik duruşması 7 Şubat 2006
Salı günü saat: 11.30’da Diyarbakır Adliyesi’nde yapılacaktır.
Kamuoyuna ve basınımıza duyurulur.
Peki ATATÜRK Ne Öğütlemişti?
Türk
Genci, devrimlerin ve cumhuriyetin sahibi ve bekçisidir. Bunların
gereğine, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır. Yönetim biçimini ve
devrimleri benimsemiştir. Bunları güçsüz düşürecek en küçük ya da en
büyük bir kıpırtı ve bir davranış duydu mu, "Bu ülkenin polisi vardır, jandarması vardır, ordusu vardır, adalet örgütü vardır" demeyecektir. Elle, taşla, sopa ve silahla; nesi varsa onunla kendi yapıtını koruyacaktır.
Polis gelecek, asıl suçluları bırakıp, suçlu diye onu yakalayacaktır. Genç, "Polis henüz devrim ve cumhuriyetin polisi değildir" diye düşünecek, ama hiç bir zaman yalvarmayacaktır. Mahkeme onu yargılayacaktır. Yine düşünecek, "demek adalet örgütünü de düzeltmek, yönetim biçimine göre düzenlemek gerek"
Onu hapse atacaklar. Yasal yollarla karşı çıkışlarda bulunmakla
birlikte bana, başbakana ve meclise telgraflar yağdırıp, haksız ve
suçsuz olduğu için salıverilmesine çalışılmasını, kayrılmasını
istemeyecek. Diyecek ki, "ben
inanç ve kanaatimin gereğini yaptım. Araya girişimde ve eylemimde
haklıyım. Eğer buraya haksız olarak gelmişsem, bu haksızlığı ortaya
koyan neden ve etkenleri düzeltmek de benim görevimdir."
İşte benim anladığım Türk Genci ve Türk Gençliği!
GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK |